21 Ekim 2018, Pazar   |   English
Serdar Urçar : Donanım, İnternet Üzerinden Hizmet ve Kapasite olarak, Yazılım Lisans Olarak ve İnternet Üzerinden Kullandıkça Öde’ye Doğru Gidiyor - II
Yazan: Fusun S.Nebil      05 Kasım 2015, Perşembe      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Serdar Urçar : "Tekelleşme derken, bilgi teknoloji piyasasının belli bölümlerinde, belli alanlarında çok güçlü oyuncular var ama belli alanları da çok rekabetçi olan bir pazardan bahsediyoruz. Mesela donanım pazarı çok rekabetçi bir pazar. Donanımın içinde belli bileşenler, belli yazılımlar veya donanım bileşenleri diye bakarsanız belki oralarda çok güçlü global oyuncular görürsünüz ama orada bile şu oluyor: oyuncular belli bir platformda ve belli bir alanda güçlü ama yeni bir dalga yükseliyor, mesela bir örnek verdim akıllı telefon ve tablet, o yeni dalgada bir bakıyorsun, geçmiş platformu domine eden oyuncular, yeni dalgada istedikleri yere sahip olamıyorlar hatta yeni dalgayı ıskalıyorlar; arkadan gelip yakalamaya çalışıyorlar. "

Bu söyleşinin ilk bölümünü ; Serdar Urçar : Kişisel Cihazlar Dediğimiz Masaüstü ve Taşınabilir Bilgisayarlardan, Tablet ve Akıllı Telefonlara Ciddi Kayışlar Yaşandı - I linkinden okuyabilirsiniz (söyleşinin video halini son bölümde seyredebilirsiniz).


Bilişim sektöründeki gelişmeleri ve değişiklikleri sektörün eski ve önemli bir yöneticisi olan Serdar Urçar ile konuşmaya devam ediyoruz :

turk-internet.com : Serdar Bey, bir dönem bilişim sektöründe hatırlarsanız, standart ve diğer markalarla uyumlu ürünler yapıp, istediğiniz yerden, istediğiniz ürünü alabilirsiniz, oradan yazıcı, buradan yazılım buradan sunucu, falan deniyordu. Şimdi bir tekelleşmeye doğru bir gidiş var; firmalar şöyle diyor. “Biz hepsini sağlıyoruz uçtan uca”. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Doğru bir yaklaşım mı bu? Çünkü tekelleşme de biliyorsunuz, müşteriye fiyatı yüksek hale getiriyor.

Serdar Urçar :
Tekelleşme derken, bilgi teknoloji piyasasının belli bölümlerinde, belli alanlarında çok güçlü oyuncular var ama belli alanları da çok rekabetçi olan bir pazardan bahsediyoruz.

Mesela donanım pazarı çok rekabetçi bir pazar. Donanımın içinde belli bileşenler, belli yazılımlar veya donanım bileşenleri diye bakarsanız belki oralarda çok güçlü global oyuncular görürsünüz ama orada bile şu oluyor: oyuncular belli bir platformda ve belli bir alanda güçlü ama yeni bir dalga yükseliyor, mesela bir örnek verdim akıllı telefon ve tablet, o yeni dalgada bir bakıyorsun, geçmiş platformu domine eden oyuncular, yeni dalgada istedikleri yere sahip olamıyorlar hatta yeni dalgayı ıskalıyorlar; arkadan gelip yakalamaya çalışıyorlar.

Yani bu teknoloji işinin hem kötü, hem güzelliği şu: Hiçbir şey olduğu yerde uzun süre sabit kalmıyor ve bu sabit kalmama aralığı her geçen gün daralıyor. Eskiden 10 yıla sığan gelişme, şimdi 1-2 yıla sığıyor, belki 2-3 yıl sonra 6 aya sığacak, ne bileyim belki daha sonra 3 aya sığacak. Yani o değişim frekansı da son derece büyük bir hız ile hızlanıyor.

Dolayısıyla ben şöyle bakıyorum: Bilgi teknolojileri piyasasına baktığımızda genel itibariyle donanım, yazılım, hizmet, çok büyük tekelleşme problemleri görüyor muyuz, birkaç kategori dışında ben rekabetçi bir piyasa olduğunu düşünüyorum ama büyüme yavaşladığı için, artık bir ana endüstriye döndüğü için, marjlar üzerinde baskı olduğu için de, konsolidasyon baskısı özellikle donanım alanında var, olmaya devam edecek. İşte geçmişte bizim yaşadığımız birleşmeler oldu, şimdi yenilerinin de olduğunu görüyoruz. Bence ileri doğru giderken de başka konsolidasyon hamleleri de göreceğiz; bundan kaçış yok.

turk-internet.com : Peki, şimdi üretici firmalar tarafında böylesine hızlı gelişmeler var. Biraz da üreticilerin kanallarını konuşalım! Sizce kanal yeterince kendini hızla döndürebiliyor mu? Türkiye’de ya da dünyada kanal deyince, durum nedir?

Serdar Urçar :
Kanal ile ilgili bence en temel, en büyük değişim, IT’nin yani bilgi teknolojilerinin hizmet olarak pazara götürülmesi, satılması. Bilgi teknolojileri iş modelinin değişmesi, bilgi teknolojileri tüketim biçiminin değişmesi ve bu dalganın henüz yeni yeni yükseliyor ama çok büyük yükseliyor olması üreticiyi, kanalı ve kullanıcıyı, herkesi etkiliyor ve etkileyecek ve elbetteki satış kanalları da bundan nasibini alacak.

Yani, baktığınızda ne oluyor? KOBİ’lerden başlayarak büyük bir hız ile, donanım donanım olarak satılmaktan, internet üzerinden hizmet ve kapasite olarak satılmaya doğru gidiyor, yazılım lisans olarak satılmaktan, internet üzerinden kullandıkça öde ve kullanım alanın arttıkça da daha fazla öde veya daraldıkça daha az öde’ye doğru gidiyor.

Birçok firma, büyük telekomünikasyon şirketleri, geçmişin veri merkezi hizmet sağlayan şirketleri veya sadece bu sektörde hizmet vermek üzere kurulan yeni yatırımlar da bu hizmeti pazara götürmek üzere büyük bir hummalı faaliyet içerisindeler.

Şimdi Amazon vesaire gibi global büyük oyuncular da var, yerel pazar oyuncuları da var veya bölgesel oyuncular da var. Şimdi böyle baktığınızda ne oluyor, yazılım firması da olsanız, donanım firması da olsanız, sizin bir dağıtıcınız vardı. Ondan alan büyük, orta, küçük ölçekli iş ortakları var ve onların da gittiği son kullanıcılar vardı.

Şimdi bu trend büyüdükçe, bu değişim hızlandıkça, bu donanım ve lisans olarak satış miktarı göreceli – bu elbette ki yok olmayacak ve bayağı bir süre böyle devam edecek-- ama sonuçta oran azaldıkça, herkesin kendi çözümlerini bulması gerekiyor.

Amerika dahil bence bugün problemli. Ben şimdi bu görevim vesilesi ile Avrupa, Ortadoğu, Afrika yönetim takımının da indirek satışlarda bir parçasıyım, işte Nordiklerde, kuzey ülkelerinde ne olduğunu görüyorum İngiltere’de ne olduğunu görüyorum, Amerika’dan da bir miktar haber alıyoruz, yani Avrupa’nın en gelişkin, en ileri pazarları ki, işte Amerika, İngiltere ve kuzey ülkelerini bence burada sayabiliriz bu anlamda, onlarda bile bu daha yeni yeni şekilleniyor. Büyük pazar şekilleniyor ama yeni yeni şekilleniyor tabii.

Dağıtıcılar kendilerine şu soruyu soruyorlar: Pazar buraya doğru gidiyor ise, ben ne yapayım? Yani, veri merkezini alayım, kendim bu hizmetleri mi vereyim, yani donanım ve yazılımı SAAS olarak satan bir yapı mı oluşturayım veya ben gideyim, bunu bir veri merkezinde üreten ve paketleyenlerden alıp kendi kanalım üzerinden pazara mı götüreyim, üreticiler ile burada nasıl bir ilişki içerisinde olayım, bu bir soru.

Büyük iş ortakları, kanaldaki büyük oyuncular onlar da kendilerine şunu soruyorlar: Ben yine kendi veri merkezim üzerinden belki bazı üreticilerin yeni ürünlerinin yanı sıra bir takım hizmetleri üretip bulut hizmetleri, yönetimsel hizmetler, bunları kendi kullanıcılarıma ben mi götüreyim veya işte dağıtıcının yaptığı pazar yerinden bir kaç şey alayım, üreticiden bir kaç şey alayım veya belki başka yerlerden alayım, bunları paketleyip ben bir bulut iş ortağı mı olayım? Yani, kapasite veya servis olarak bilgi teknolojileri pazarında dengeyi nasıl bulayım?

Çünkü burada şunlardan bahsetmiyoruz: yani, yüzde 100 her şey buluta taşınacak ve oradan hizmet olarak satılacak veya yüzde 100 konvansiyonel kalacak, her şey eskisi gibi donanım veya lisans olarak satılacak değil. Melez bir yapı var ve bu melez yapı içerisinde bulut hizmetleri ağırlığını arttırırken, konvansiyonel, klasik pazara gidiş ağırlığını azaltacak. Dolayısıyla herkes de buna göre kendini adapte edecek.

Keza biz üreticiler için mesela bazı üreticilere baktığımızda, isim vermeyelim, büyük yazılım üreticisi, kendi veri merkezinin üzerinden bunu yapıp ama dağıtıcı, kanal iş ortaklığı yapısını koruyarak, bunu pazara hizmet olarak götürmeye çalışıyor.

Biz diyoruz ki, biz kendimiz donanım üzeri olarak yine kendi kanal yapımızı ve şeyi koruyacağız ama bölgesel ve yerel oyuncular ile, bunu bölgesel ve yerel yapan oyuncular ile beraber çalışıp onların alt yapısını oluşturup onların donanımı hizmet olarak veya yazılımı hizmet olarak götürmelerine biz yardımcı olacağız.

Mesela burada farklı stratejiler mümkün. Aynı şekilde müşteriler açısından da iş şuraya doğru gidiyor: İşte, özellikle büyük müşterileri konuşur isek, benim klasik, konvansiyonel veri merkezim, donanımım, yazılımım burada ve tüm kullanıcılarım buradan faydalanıyor veya gidiyorum dahili bir buluttan veya harici bulut yani internetten bazı bilgi teknolojilerini hizmet olarak alıyorum ve hepsini hizmet olarak alıyorum, bence arada bir yerde olacak, konvansiyonel klasik ver merkezi olacak, belki bir takım çok kritik verilerin olduğu yazılımlar, çok kritik yazılımlar ve alt yapılar orada kalacak ama bunun yanı sıra hep içeride o veri merkezinde bir dahili bulut alt yapısı oluşturulacak yani kullanıcılar sanki internet kullanıyormuş kolaylığındaki kendi uygulamalarını kullanacaklar şirket içinde, hem de birtakım uygulamalar da, bir takım servisler de internet üzerinden alınıp kullanıcılara sunulacak.

Mesela diyelim ki, mevsimsel olarak çok büyük bir kapasite artışı oluyor şirkette, mesela bir hava yolu şirketi diye bakalım, yazın çok artıyor kapasite, onun için tekrar o klasik veri merkezinde acayip bir kapasite arttırılmayacak da, o dönemde gelip internetten o kapasite alınacak, klasik ver merkezine eklenecek, sonra o mevsimsellik etkisi kaybolduğunda tekrar o kapasite bir anlamda iade edilecek, klasik veri merkezi ile devam edilecek.

Çok büyük şirketlerde, ki bizden örnek verebilirim, bulut üzerinden birtakım uygulamaları kullanma olayını ve çok aslında pratik konularda da görüyoruz. Mesela biz HP olarak müşteri ilişkileri yönetiminde şu anda bulut yazılımı kullanıyoruz. İnsan kaynakları yönetiminde de bulut kullanıyoruz; biliyorsunuz bir bulut yazılımı. İnsan kaynakları müşteri yönetimi diye baktığınızda, bunlar kıyıda kenarda kalmış konular değil. Çok uluslu, işte bugün 120 milyar dolar veya yarın 160 milyar dolarlık bir şirket, bulut üzerinden bu kritik konularda yazılım uygulama kullanıyor ise, her boyutta şirket kullanabilir demektir bence.

Bu söyleşinin son bölümünü Serdar Urçar : Bilişim Alanında Türkiye Mukayeseli Üstünlüğü Olan Sektörlere Yönelik Projeler Üretmeli - III linkinden okuyabilirsiniz.
Yazan: Fusun S.Nebil      05 Kasım 2015, Perşembe      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz